Güneş patlamaları depremleri tetikliyor olabilir mi? Yeni araştırma tartışma yarattı

Güneş patlamalarının, yani Güneş’in yüzeyinde meydana gelen ani ve güçlü enerji boşalmalarının Dünya üzerinde belli başlı etkileri olduğu yıllardır biliniyor. Daha çok atmosferin iyonosfer katmanında hissedilen bu enerji dalgaları, zaman zaman radyo iletişiminde kesintilere yol açabiliyor ya da kutup ışıklarını (aurora) güçlendirebiliyor. Bunun ötesinde kayda değer bir etki tespit edilmemiş olsa da şimdi bazı araştırmacılar, bu etkinin sadece üst atmosferle sınırlı kalmayabileceğini, Dünya kabuğundaki fay hatlarını da dolaylı olarak etkileyebileceğini öne sürüyor.“İyonosfer ile Yer Kabuğu Arasındaki Elektriksel Etkileşim Depremleri Tetikliyor Olabilir”
Bu ay “International Journal of Plasma Environmental Science and Technology” dergisinde yayımlanan tartışmalı bir çalışmaya göre, Güneş patlamalarının iyonosferde yarattığı elektriksel değişimler, Dünya kabuğundaki kırılgan bölgeleri tetikleyerek depremlere zemin hazırlayabilir. Araştırmacılar, iyonosfer ile yer kabuğu arasında elektriksel bir etkileşim modeli kurarak, Güneş patlamaları gibi uzay olayları ile sismik hareketlilik arasında şimdiye kadar hesaba katılmayan bir bağlantı olabileceğini savunuyor.
Bilim insanlarının tartışma yaratacak gibi görünen modeline göre, Dünya doğal olarak elektrik üreten bir sistem. Özellikle yer kabuğundaki yüksek basınç altındaki çatlaklarda bulunan ve ne sıvı ne de gaz hâlinde olan “süperkritik akışkanlar”, bol miktarda yüklü iyon içeriyor. Bu durum, söz konusu fay hatlarını adeta bir kondansatör gibi davranan, elektrik yükü depolayabilen yapılar hâline getiriyor.
Araştırmacılar yeni çalışmalarında, yer kabuğunu ve iyonosferi dev bir pilin iki ucu gibi ele aldı. Bu iki katman arasında bir elektrik alan bulunduğunu varsayan model, Güneş patlamasından gelen yüklü parçacıkların iyonosferde elektron dağılımını değiştirdiğini öne sürüyor. Buna göre elektronlar daha düşük irtifalarda yoğunlaşarak negatif yüklü bir tabaka oluşturuyor. Bu da yer kabuğundaki elektrik yükleri üzerinde ilave bir elektrostatik kuvvet yaratıyor. Modelin iddiası şu: Bu ek elektrostatik kuvvet, fay hatları üzerindeki basınç dağılımını değiştirerek zaten kırılmaya yakın olan bir fayın hareket etmesini tetikleyebilir. Araştırmacılar, bu basınç değişimlerinin yerçekimi ya da gelgit kuvvetleri gibi fay istikrarını etkileyen diğer kuvvetlerle kıyaslanabilir düzeyde olabileceğini savunuyor.
2024 Japonya Depremi Bu Tezi Destekliyor mu?
Çalışma, 2024 yılında Japonya’nın Noto Yarımadası’nda meydana gelen depremin güçlü Güneş patlamalarıyla aynı döneme denk gelmesini model için destekleyici bir örnek olarak gösteriyor. Ancak araştırmanın bu kısmına şimdiden ciddi itirazlar getirildiğini belirtmemiz gerekiyor. ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS) tarafından paylaşılan veriler, Güneş patlamalarına dair kayıtlar ile depremler arasında anlamlı bir örtüşme olmadığını gösteriyor.
Çalışmaya yönelik en büyük eleştirilerden biri de modelin Dünya’nın karmaşık jeolojik yapısını yeterince hesaba katmaması. Yer kabuğu, farklı iletkenlik özelliklerine sahip çok sayıda kaya katmanından oluşuyor. Bu katmanların elektrik akımına karşı direnci, iyonosferden gelen elektrik alanın büyük ölçüde sönümlenmesine yol açabilir. Yani teorik olarak öne sürülen elektrostatik etkinin, gerçek dünyada neredeyse ihmal edilebilir seviyeye düşmesi mümkün. Bu nedenle bazı jeofizikçiler, önerilen mekanizmanın gözlemsel verilerle desteklenmediğini ve mevcut hâliyle oldukça spekülatif olduğunu düşünüyor.
Tüm bu eleştirilere rağmen, uzaydaki hava olayları ile levha tektoniği arasındaki olası bağlantı fikri tamamen göz ardı edilmiş değil. Araştırmacılar da çalışmalarının kesin bir kanıt sunmadığını, yalnızca test edilebilir bir mekanizma önerdiğini vurguluyor. Daha hassas ölçümler ve kapsamlı gözlemlerle bu ilişkinin doğrulanması ya da çürütülmesi gerektiğini belirtiyorlar.








